<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>kuLTuRizM</title>
        <description>Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz.  &quot;ATATÜRK&quot;</description>
        <link>http://kulturizm.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 22:23:08 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>SolidWorks Türkiye Distribütörü Armada Yazılım</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/solidworks-turkiye-distributoru-armada-yazilim_49050881.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/solidworks-turkiye-distributoru-armada-yazilim_49050881.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://kingfung.com.hk/hkhtml/media/gzeasy-qfx700-1100/solidworks3.1-1.png&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;289&quot; width=&quot;383&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.armadayazilim.com&quot;&gt;&lt;b&gt;SolidWorks T&amp;uuml;rkiye Distrib&amp;uuml;t&amp;ouml;r&amp;uuml;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; olan Armada Yazılım bu şahane yazılım i&amp;ccedil;in eğitim vermektedir. Peki SolidWorks Nedir?&amp;nbsp; SolidWorks, 3 boyutlu tasarım yapmamızı sağlayan bir yazılımdır. SolidWorks ile ayrıca yaptığımız tasarımları test edebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SolidWorks bir &amp;ccedil;ok sekt&amp;ouml;rde tercih edilmektedir. Marangoz,sinema,mimarlık... vs. &amp;Ouml;rneğin bir kanepenin tasarımı yapmak i&amp;ccedil;in bu yazılım ile modelin her ayrıntısını hazırlayıp ondan sonra yapımına ge&amp;ccedil;ilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SolidWorks T&amp;uuml;rkiye Distrib&amp;uuml;t&amp;ouml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; yapan &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://www.armadayazilim.com&quot;&gt;Armada Yazılım&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;'dan bu yazılımı lisanslı olarak temin edebilirsiniz. Armada Yazılım ayrıca &lt;a href=&quot;http://www.armadayazilim.com&quot;&gt;&lt;b&gt;Solidworks eklentileri&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;ne de vermektedir. Bu eklentiler ile&amp;nbsp; programı genişleterek daha başarılı tasarımlar yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/solidworks-turkiye-distributoru-armada-yazilim_49050881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2009 22:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şu Destanı</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/su-destani_32095561.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/su-destani_32095561.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bu destanda Şu adlı Saka h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarının Make&amp;shy;donya h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarı iskenderle yaptığı savaşlar anla&amp;shy;tılır. Destanla ilgili bilgileri Divan-ı L&amp;uuml;gatit T&amp;uuml;rk&amp;rsquo;ten alıyoruz. Şu Destanın aslı elimizde değildir. H&amp;uuml;k&amp;uuml;mdar Şu&amp;rsquo;nun M.&amp;Ouml;. 4.y&amp;uuml;zyılda yaşadığı sanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şu destanı M.&amp;Ouml;. 330-327 yıllarındaki olaylarla alakalıdır. Bu tarihte Makedonyalı İskender, İran&amp;rsquo;ı ve T&amp;uuml;rkistan&amp;rsquo;a saldırmıştı. Bu d&amp;ouml;nemde Saka ( İskit ) h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarının adı Şu idi. Bu Destan T&amp;uuml;rklerin İskender&amp;rsquo;le m&amp;uuml;cadelelerini ve geriye &amp;ccedil;ekilmeleri anlatmaktadır. Doğuya &amp;ccedil;ekilmeyen 22 ailenin T&amp;uuml;rkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebeb a&amp;ccedil;ıklayıcı bir efsane de bu destan i&amp;ccedil;inde yer almaktadır. Kaşgarlı Mahmud Divan &amp;uuml; L&amp;uuml;gat-it T&amp;uuml;rk&amp;rsquo;de İskender&amp;rsquo;den Z&amp;uuml;lkarneyn olarak bahsetmektedir. Destanın tesbit edilebilen kısa metni ş&amp;ouml;yle &amp;ouml;zetlenebilir:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İskender, T&amp;uuml;rk memleketlerini almak &amp;uuml;zere saldırdığında T&amp;uuml;rkistan&amp;rsquo;da h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdar Şu isminde bir gen&amp;ccedil;ti. İskender&amp;rsquo;in gelip ge&amp;ccedil;ici bir akın d&amp;uuml;zenlediğine inanıyordu. Bu sebeble de İskender&amp;rsquo;le savaşmak yerine doğuya &amp;ccedil;ekilmeği uygun bulmuştu. İskender&amp;rsquo;in yaklaştığı haberi gelince kendisi &amp;ouml;nde halkı da onu izleyerek doğuya doğru yol aldılar. Yirmi iki aile yurtlarını bırakmak istemedikleri i&amp;ccedil;in doğuya gidenlere katılmadılar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Giden gurubun izlerini takip ederek onlara katılmaya &amp;ccedil;alışan iki kişi bu 22 kişiye rastladı. Bunlar birbirleriyle g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;p tartıştılar. 22 kişi bu iki kişiye: &amp;ldquo;Erler İskender gelip ge&amp;ccedil;ici bir kişidir. Nasıl olsa gelip ge&amp;ccedil;er , o s&amp;uuml;rekli bir yerde kalamaz. Kal a&amp;ccedil;&amp;rdquo; dediler. Bekle , eğlen, dur anlamına gelen &amp;ldquo;Kala&amp;ccedil;&amp;rdquo; bu iki kişinin soyundan gelen T&amp;uuml;rk boyunun adı oldu. İs.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/su-destani_32095561.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 12:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yaradılış Destanı </title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/yaradilis-destani_32095401.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/yaradilis-destani_32095401.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Yakut&amp;rsquo;lardan (Saka) derlenen yaradılış efsaneleri de Altay yardılış destanının yakın varyantı olarak algılanmaktadır&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yer ve g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;, hi&amp;ccedil; bir şey yokken d&amp;uuml;nya u&amp;ccedil;suz bucaksız sulardan ibaretti. Tanrı &amp;Uuml;lgen bu u&amp;ccedil;suz bucaksız d&amp;uuml;nyada hi&amp;ccedil; durmadan u&amp;ccedil;uyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;G&amp;ouml;klerden gelen bir ses Tanrı &amp;Uuml;lgen&amp;rsquo;e denizden &amp;ccedil;ıkan taşı tutmasını s&amp;ouml;yledi. G&amp;ouml;ğ&amp;uuml;n emri ile oturacak yer bulan Tanrı &amp;Uuml;lgen artık yaratma zamanı geldi diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nerek ş&amp;ouml;yle dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir d&amp;uuml;nya istiyorum, bir soyla yaratayım Bu d&amp;uuml;nya nasıl olsun, ne boyla yaratayım Bunun &amp;ccedil;aresi nedir, nasıl yaratayım Su i&amp;ccedil;inde yaşayan Ak Ana, su y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml; ve Tanrı &amp;Uuml;lgen&amp;rsquo;e ş&amp;ouml;yle dedi:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yaratmak istiyorsan &amp;Uuml;lgen, Yaratıcı olarak şu kutsal s&amp;ouml;z&amp;uuml; &amp;ouml;ğren De ki hep,&amp;rdquo; yaptım oldu &amp;rdquo; başka bir şey s&amp;ouml;yleme. Hele yaratır iken,&amp;rdquo;yaptım olmadı&amp;rdquo; deme. Ak Ana bunları s&amp;ouml;yledi ve kayboldu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tanrı &amp;Uuml;lgen&amp;rsquo;in kulağından bu buyruk hi&amp;ccedil; gitmedi. İnsana da bu &amp;ouml;ğ&amp;uuml;d&amp;uuml; iletmekten bıkmadı:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;ldquo;Dinleyin ey insanlar, varı yok demeyin. Varlığa yok deyip de, yok olup da gitmeyiniz.&amp;rdquo;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tanrı &amp;Uuml;lgen yere bakarak : &amp;rdquo; Yaratılsın yer!&amp;rdquo; G&amp;ouml;ğe bakarak &amp;ldquo;Yaratılsın G&amp;ouml;k!&amp;rdquo; Bu buyruklar verilince yer ve g&amp;ouml;k yaratılmış.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tanrı &amp;Uuml;lgen &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;uuml;&amp;ccedil; balık yaratmış ve d&amp;uuml;nya bu balıkların &amp;uuml;zerine konmuş. B&amp;ouml;ylece d&amp;uuml;nya gezer olmamış bir yerde sabit olmuş. Tanrı &amp;Uuml;lgen balıkların kımıldadıklarında d&amp;uuml;nyaya su kaplamasın diye Mandışire&amp;rsquo;ye balıkları denetleme g&amp;ouml;revi vermiş. Tanrı &amp;Uuml;lgen, d&amp;uuml;nyayı yarattıktan sonra tepesi aya g&amp;uuml;neşe değen etekleri d&amp;uuml;nyaya değmeyen b&amp;uuml;y&amp;uuml;k Altın Dağın başına ge.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/yaradilis-destani_32095401.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 12:31:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dört Tavşanını Pazarda Satan Çoçuk</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/dort-tavsanini-pazarda-satan-cocuk_14968241.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/dort-tavsanini-pazarda-satan-cocuk_14968241.html</guid> 
            <description>
				
&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://www.resimcity.com/data/media/124/www.resimcity.com_tavsan_resimleri_3_2.jpg&quot; alt=&quot;Dört Tavşanını Pazarda Satan Çoçuk&quot; align=&quot;left&quot; height=&quot;150&quot; width=&quot;150&quot;&gt;Hasan
geçen yıl dokuz yaşındaydı. Bir gün evlerinin arkasındaki bahçede bir
tavşan gördü. Tavşan kaçmadı Hasan&amp;#8217;dan. Hasan tavşanı sevdi, tutup
kaldırmak istedi. Tavşan çok ağırdı, hem karnı şişti. Belli ki yakında
yavrulayacaktı. Babası yoktu Hasan&amp;#8217;ın. Beş yıl olmuştu, aralarından
ayrılıp bu dünyada onları yalnız bırakışı. Anası evlere temizliğe
gidiyor, öyle geçiniyorlardı. Aradan on beş
gün geçti ki tavşan dört tane yavruladı. Bir ay sonra anne tavşan
ortadan kayboldu. Hasan bir süre sonra anne tavşanı unuttu ve bütün
sevgisini yavru tavşanlara verdi. Günler günleri, aylar ayları
kovaladı. Artık yavru tavşanlar büyümüş, kocaman birer tavşan
olmuşlardı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Günlerden bir gün Hasan&amp;#8217;ın annesi Hacer hanım şiddetli bir gribe
yakalandı. Evde yorgan-döşek yatıyor, devamlı olarak doktor, ilaç diye
sayıklıyordu. Doktor paraya gelirdi, ilaç parayla alınırdı.
Kıyıda-köşede biraz paraları olsaydı, ama hiç paraları yoktu. Hasan
sağa-sola bakındı. Sandalye, masa,vazo, tabak, halı gibi eşyaları
satsaydı, satsaydı ama eşyaların çoğu eskiydi, hem kim para verip
alırdı. Nitekim yoldan geçen bir eskiciye masayla sandalyeyi satmaya
kalkmış ama eskici para etmez onlar demişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annesinin hastalığının beşinci gününün gecesi, Hasan rüyasında
kendisini evin bahçesinde otururken görüyordu. Tavşanlar da kafesteydi.
Birden kafesin kapısı açıldı ve tavşanlar koşarak Hasan&amp;#8217;ın yanına
gelip, Hasan bizi sat, annen kurtulsun, dediler ve koşarak uzaklaşıp
geri dönerek Hasan&amp;#8217;ın yanına gelip, Hasan bizi sat annen kurtulsun,
dediler. Bu böyle birkaç dakika devam etti. Daha sonra uyanan Hasan
sabaha kadar ağladı. Erkenden kalkan Hasan yüzünü yıkadı, elbiselerini
giydi. Baktı öbür odada annesi hasta yatağında uyuyordu. Baygın
gibi.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/dort-tavsanini-pazarda-satan-cocuk_14968241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 02 May 2008 12:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Timsah Kıkı İle Hacer</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/timsah-kiki-ile-hacer_14967841.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/timsah-kiki-ile-hacer_14967841.html</guid> 
            <description>
				
&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://img161.imageshack.us/img161/6691/86ju7.jpg&quot; alt=&quot;TİMSAH KIKI İLE HACER&quot; align=&quot;left&quot; height=&quot;150&quot; width=&quot;150&quot;&gt;Timsah
Kıkı, Nil Nehri&amp;#8217;nin kıyısında dinlenirken, duyduğu çığlıklarla yerinden
fırladı. Hemen bir kayanın üstüne çıkıp etrafına bakındı. Bir çocuk
akıntıya kapılmış sürüklenirken, karşı kıyıda insanlar koşarak çocuğu
izliyordu. Şimşek hızıyla suya dalan Kıkı&amp;#8217;nın gözüne son anda
insanların birkaç kayıkla açılmakta oldukları takıldı. &amp;#8220; Onlar asla
çocuğa yetişemezler &amp;#8220; diye düşündü. &amp;#8220; Çocuğu iyice yüzme öğrenmeden tek
başına bırakmak yanlıştır. Eğer bırakırsan su
onu yutar. &amp;#8220; Kıkı az sonra çocuğa yetişti ve kocaman ağzını açıp hızla
kapadı. Ancak çocuğa zarar vermemiş, sadece gömleğinin yakasından
yakalamıştı. Geriye döndü, üç tane kayık geliyordu. Sevindi Kıkı çocuğu
kurtarmıştı. Korku dolu gözlerle bakan çocuğa göz kırptı. &amp;#8220; Benim adım
Kıkı, dedi, ya seninki? &amp;#8220; Çocuk gülümsedi: &amp;#8220; Benim adımda Hacer, dedi.
Sağol Kıkı, hayatımı kurtardın. Sana bir can borçluyum. &amp;#8220;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;#8220; Hayır, Hacer, dedi Kıkı, bana can borcun yok. Ben senin hayatını
kurtardım, bu doğru ancak karşılık beklemeden yaptım bunu. Borçlu falan
da değilsin bana. Ben dünya tatlısı Kıkı&amp;#8217;yım, yüreğim sevgiyle çarpar
benim, kimse için kötülük düşünmem ben..&amp;#8221; Kıkı&amp;#8217;nın konuşması yarıda
kaldı, çünkü kalın bir sopa olanca hızıyla başına indi. Kayıklar
sonunda yetişmiş ve kayıktakiler kötülük saçıyordu. Sopalar birbiri
ardınca başına indikçe gözü döndü. Bana reva mı bu, diye düşündü.
Yıllar önce annesinin anlattığı bir hikaye aklına geldi. Bu hikayede,
bir ahtapot iki insanı mutlak bir ölümden kurtarıyor, fakat insanlar,
ahtapotun başına ödül koyuyorlardı. Ahtapot, onları yanlışlarıyla baş
başa bıraktıktan sonra hedefine ulaşıyor ve denize geri dönüyordu.
Şimdi Kıkı&amp;#8217;nın yapacağı en doğru iş, onları yanlışlarıyla baş başa
bırakmak ve Hacer&amp;#.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/timsah-kiki-ile-hacer_14967841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 02 May 2008 12:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Duble-Paça Neye Yarar</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/duble-paca-neye-yarar_12414751.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/duble-paca-neye-yarar_12414751.html</guid> 
            <description>Pantolon dünyasında duble-paça arada sırada moda olur. Duble-paça demek
pantolonun en altında, ayakkabıya değen kısmında, kumaşın katlanarak
dikilmesi yani 2-3 santimetre yukarı katlanmış gibi durmasıdır.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Gelişmekte olan çocuklarda pantolon boyunun uzatılabilmesi için pay
olarak bırakılmasının yanında bir faydası olmayan hatta toz tutması
bakımından sıkıntı yaratan duble-paça'nın hikayesi İngiltere'de
başlıyor.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Londra'nın yağmurlu havasında dolaşan asilzadeler kapalı bir yerden
çıktıklarında, pantolonlarının paçaları ıslanmasınlar diye yukarı
kıvırıyorlar, tekrar kapalı bir yere girdiklerinde tekrar
indiriyorlardı. Bazen kapalı yerlerde pantolon paçalarını katlanmış
şekilde unutuyorlar veya çamurlu ayakkabılarına değmesin diye kasten
böyle tutuyorlardı.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Aslında çok da kötü olmayan bu görünüm, 1800'lü yılların sonlarında
İngiltere'ye gelen Amerikalılar tarafından değişik algılandı.
İngilizlerin asil sınıfına özenen yeni zengin Amerikalılar bunu
ülkelerine en son moda diye taşıdılar. Terzilerinden pantolonlarının
paçalarını duble-paça olarak dikmelerini istediler.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Duble-paça modası Amerikan kültürü ile beraber, özellikle sinema
yoluyla, 20. yüzyılın başlarından itibaren tüm dünyaya yayıldı.
Günümüzde pek fazla olmasa da kadın ve erkeklerin pantolonlarında
duble-paçaya olan talep hala devam ediyor.
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/duble-paca-neye-yarar_12414751.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 Apr 2008 15:16:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mezuniyet Giysisinin Anlamı</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/mezuniyet-giysisinin-anlami_12414581.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/mezuniyet-giysisinin-anlami_12414581.html</guid> 
            <description>Üniversite ve kolejlerde mezuniyet törenlerinde diploma alan öğrenciler
normal kıyafetlerinin üstüne özel bir giysi giyer ve bir çeşit kep
takarlar. Bu törenlerde öğretim üyeleri de şeklen benzer ama renkleri
farklı giysiler giyerler. Aslında bu giysiler yıllar önce sadece
mezuniyet törenlerinde değil öğrenim sırasında da giyilmek üzere
tasarlanmışlardı.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Mezunların giydikleri bu akademik giysiler 12. ve 13. yüzyıllarda ilk
üniversitelerin oluşmalarıyla ortaya çıktılar. Öğrenci ve öğretim
üyelerinin standart giysileri bir çeşit papaz cüppesiydi. Ortaçağ
Öğrencileri eğitimlerine başlamadan önce kiliseden uymaları gereken
bazı emirler alıyorlar, bu emirlere uyacaklarına dair yemin ediyorlar
ve cüppelerini giyerek eğitimlerine başlayabiliyorlardı.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
14. yüzyılın ikinci yarısından sonra öğrencilerin cüppelerin üstündeki
işleme ve süsleri takmaları yasaklandı. İlk olarak Kral VIII. Henry
zamanında İngiltere'de Oxford ve Cambridge öğrencileri için özel
standart akademik giysiler oluşturuldu.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
1800'lü yılların sonlarına kadar Avrupa'da akademik giysilerde çalışma
alanlarını belirten bir renk ayrımı yoktu. Renk ayrımının ilk yapıldığı
ve standart hale getirildiği yer ABD'dir. New York, Williams
Koleji'nden G. Cotrell Leonard bu konuda tüm ülkede bir standart
oluşturmak üzere bir öneride bulundu.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Leonard'ın önerisine göre akademik giysinin kesimi, stili, kumaşı ve
çalışma sahalarına göre renkleri belirleniyordu. Örneğin eskiden
ilaçlar ot ve nebattan hazırlandığı için bunların rengi olan yeşil renk
tıp dallarına tahsis edildi.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Başlığın ve giysinin kollarının şekil ve boyutları öğrencinin mezuniyet
durumunu gösteriyordu. Lisans öğrencilerinin cüppelerinin kollan daha
sivriydi ve kep yoktu. Yüksek lisans öğrencilerinin giysi kollan ise
uzun, yırtmaçlı ve kapalıydı. Keplerinin ebadı da küçüktü. Doktora
derecesi alanların giysilerinin kolları çan şeklinde idi, kepleri de
daha büyü.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/mezuniyet-giysisinin-anlami_12414581.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 Apr 2008 15:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şiirin Gittiği İnsan</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/siirin-gittigi-insan_12042711.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/siirin-gittigi-insan_12042711.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=134064&amp;amp;boyut=85&quot; alt=&quot;Şiirin Gittiği İnsan, Sami Gürel,Fatma Mamamlı&quot; title=&quot;Şiirin Gittiği İnsan, Sami Gürel,Fatma Mamamlı&quot; align=&quot;left&quot; border=&quot;0&quot; width=&quot;85&quot;&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;  Yayın Yılı: 2008&lt;br&gt; 216 sayfa&lt;br&gt; İthal Kağıt&lt;br&gt; 13,5x19,5 cm&lt;br&gt; Karton Kapak&lt;br&gt; ISBN:9755991276&lt;br&gt; Dili: TÜRKÇE&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sami Gürel
							&lt;br&gt;
							BEYAZ YAYINLARI
							&lt;br&gt;&lt;br&gt;
							Bir insan ne ölçüde yaratıcı ise, kendi yaratıcısını kendi yaratıcısını da o ölçüde iyi tanır... Ama insan - gerçek insan, &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
henüz daha varolmadı, yaratılmadı? ... &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
İnsan oluşumuzun, kurtuluşumuzun bilgide, sevgide, özgürlükte ve
üreticilikte olduğunu bildiğimiz halde, kendimizi neden hâlâ
zindanımızda tutuyoruz? ... Tarih boyunca bize doğru diye öğretilen
şeylerin yanlış olabileceğini neden düşünmüyoruz? ... İnsanları içine
doğdukları koşulları reddederek insanlaştırmanın, paylaşım yoluyla
birleştirmenin anahtarı; bilgide, sevgide, özgürlükte değil miydi? ... &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Güvercinim! Yaşam ekmeğim benim! ... Hayatın büyüsü (tıpkı sevgili
gibi) kalpsizliğine dayanır... Hayat nereye çekerse insan oraya gider,
uygarlaşamıyor kendini aşamıyorsa sonunda bir hiç olur... Hiç olmamak
için, biricik çözüm diyalektik çözümdür... Eğer insan diyalektik çözümü
kavrayamıyor kendini aşamıyorsa, yaşadığını sanırken, gel - gitlerin
girdabında ömrünü tüketmiş olur... &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bilgi ve sevgi, insan oluşun kökenidir, hayatın gizilgücüne - özüne
giriştir... Bu nedenle, bizi bilgi ve sevgi yönetmelidir diyorum...
Yaşadığımız tüm bunalımların kaynağında bilgi ve sevgi yetersizliği
yatar... Bilgi ve sevgi varoluşumuzun, insan oluşumuzun çekirdek dokusu
- anatomisidir çünkü...
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/siirin-gittigi-insan_12042711.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 28 Mar 2008 11:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Etkili Sunu Tasarımı</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/etkili-sunu-tasarimi_12042641.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/etkili-sunu-tasarimi_12042641.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=133875&amp;amp;boyut=85&quot; alt=&quot;Etkili Sunu Tasarımı, Tayfun Evyapan,Cliff Atkinson&quot; title=&quot;Etkili Sunu Tasarımı, Tayfun Evyapan,Cliff Atkinson&quot; align=&quot;left&quot; border=&quot;0&quot; width=&quot;85&quot;&gt;
															
								
							
							
								
								&lt;img src=&quot;http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;3&quot; width=&quot;85&quot;&gt;&lt;br&gt;
								&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;
						Çeviren: Tayfun Evyapan 
						&lt;br&gt;  Yayın Yılı: 2008&lt;br&gt; İthal Kağıt&lt;br&gt; 240 sayfa&lt;br&gt; 18,5x23,5 cm&lt;br&gt; Karton Kapak&lt;br&gt; ISBN:9755095356&lt;br&gt; Dili: TÜRKÇE&lt;br&gt;&lt;br&gt;Cliff Atkinson
							&lt;br&gt;
							ARKADAŞ YAYINLARI
							&lt;br&gt;&lt;br&gt;
							Konu Başlıkları Sıralamanın Ötesinde: &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bilgilendiren, Motive Eden ve İlham Veren Sunular Oluşturmak İçin Microsoft PowerPoint&amp;#8217;i Kullanmak&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
 &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
 &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Etkili Sunu Tasarımı kitabında iletişim uzmanı Clif Atkinson Microsoft
PowerPoint&amp;#8217;i kullanarak oluşturacağınız sunuların etkisini artırmak
için yenilikçi 3 adımlı sistemini tanıtıyor. Etkili bir sunum yapmak
için klasik öykü anlatımının ilkeleri ile sunum yaparken kullanılan
araçların gücünü nasıl birleştireceğinizi keşfetmekte adım adım size
rehberlik ediyor. Geliştirdiği kolay kullanılır şablonlarıyla ve kitap
boyunca göreceğiniz 60&amp;#8217;dan fazla ipucuyla etkinliğinizi ve kendinize
olan güvenizi artırmanıza ve böylece fikirlerinizi kolayca hayata
geçirmenize yardımcı oluyor. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Etkili Sunu Tasarımı ile sunu hazırlarken fikirlerinizi nasıl düzenli
ve etkili şekilde ifade edeceğinizi öğrenecek; sunularınızda
düşüncelerinizi açıkça ortaya koymak için doğru mesaj ve araçlarla
birlikte senaryo taslaklarını kullanacak; slaytları dinleyicilere
okumayı bırakıp izleyicilerle daha etkili ve verimli bir deneyim
yaşayacak; sunularınızın etkisini artıracak; yatırım, satış ve eğitim
gibi farklı sunu türlerine.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/etkili-sunu-tasarimi_12042641.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 28 Mar 2008 11:04:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hagakure &quot;Savaşçının Yüreği&quot;</title>
            <link>http://kulturizm.blogcu.com/hagakure-savascinin-yuregi_12042271.html</link>
            <guid>http://kulturizm.blogcu.com/hagakure-savascinin-yuregi_12042271.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=133888&amp;amp;boyut=85&quot; alt=&quot;Hagakure &quot; title=&quot;Hagakure &quot; savaşçının=&quot;&quot; yüreği=&quot;&quot; ,=&quot;&quot; yamamoto=&quot;&quot; tsunetomo=&quot;&quot; align=&quot;left&quot; border=&quot;0&quot; width=&quot;85&quot;&gt;
															
								
							
							
								
								&lt;img src=&quot;http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;3&quot; width=&quot;85&quot;&gt;&lt;br&gt;
								&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;  Yayın Yılı: 2008&lt;br&gt; 161 sayfa&lt;br&gt; İthal Kağıt&lt;br&gt; 13,5x19,5 cm&lt;br&gt; Karton Kapak&lt;br&gt; ISBN:9755710086&lt;br&gt; Dili: TÜRKÇE&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yamamoto Tsunetomo
							&lt;br&gt;
							ARİON YAYINLARI
							&lt;br&gt;&lt;br&gt;
							Hagakure,
1700&amp;#8217;lü yılların başında yedi yılda yazılmıştır. Tsunetomo,
savaşçılıkla ilgili düşüncelerini, deyişleri ve hikâyeleri anlattıkça
yardımcısı Tsuratomo özenle yazmaya başlamıştır. Yedi yıl süren
çalışmaların ardından Tsunetomo, Tsuramoto&amp;#8217;nun topladığı on üç bin
yazının yakılmanın istediği hâlde, Tsunetomo&amp;#8217;nun ölümünden sonra,
efendisini onurlandırmak isteyen Tsuratomo çok sevdiği öğretmenine övgü
niteliğindeki eseri yayınlamıştır.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Eski metin dâhilinde samurayların derin ve gizemli yaşam şekilleri
betimlenmektedir. Sayfalarda yer alan başlıklar; ölümü en iyi şekilde
karşılamaktan, fırtınaya şaşırmamaya kadar değişir. Hagakure; Zen
benzeri bilgelik ve deyişlerle dopdoludur, ayrıca Japonya&amp;#8217;nın samuray
döneminde tarihin büyük bir savaşçı toplumuna bakışı ortaya koyar.
Günümüzde kimilerin etik rehberi olarak kullandığı Hagakure, kimileri
için samuray yaşantısına meraklı bir bakıştır.
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://kulturizm.blogcu.com/hagakure-savascinin-yuregi_12042271.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 28 Mar 2008 11:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kulturizm.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>