Cirit Oyunu
Cirit Oyunu
Cirit Oyunu (8.8 Mb)
Cirit,
bir diğer deyimle Çavgan, Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları bir
ata oyunudur. Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya bu atlı oyunu da dolu
dizgin beraberlerinde getirmişlerdir. Türkler için at, mukaddes ve
vazgeçilmez bir unsurdur. At sırtında doğar, at sırtında büyür, at
sırtında savaşır, at sırtında ölürlerdi. At sütü kımız Türklerin yegâne
içkisi idi.
Cirit
Oyunu, Türklerin en büyük tören ve sportif oyunu idi. Daha sonra 16.
yüzyılda Osmanlı Türkleri tarafından bir Savaş Oyunu olarak kabul
edildi. 19. yüzyılda bütün Osmanlı ülkesi ve saraylarının en büyük
gösteri sporu ve oyunu oldu. Cirit, aynı zaman tehlikeli bir oyun
olduğundan 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasak edildi. Fakat daha
sonra yine Osmanlı Ülkesi'nin başta gelen meydan ve savaş oyunu olarak
her tarafa yayıldı.
Cirit
Oyunu, daha 40-50 yıl öncesine değin Anadolu'da yaygın bir oyun olduğu
halde son yıllarda sadece Balıkesir, Söğüt, Konya, Kars, Erzurum ve
Bayburt yörelerinde yaşamaya devam etti. 20-25 yıldan beri Konya ve
Balıkesir'de tarihe karıştı.
Buna
rağmen halen Anadolu'nun hemen her köşesinde düğünlerde ve bayramlarda
köy delikanlıları ve kasaba halkı Cirit Oyunu'nu oynamaktadır. Büyük
şehirlerimize karşı köy ve kasabalarımızda yaşamaktadır. Sinop
köylerinden Gaziantep'e, Bursa'dan Antalya'ya kadar Doğu, Batı, Güney
ve Kuzey Anadolu'da köylerimizin güreşle beraber başlıca yiğitlik ve
savaş oyununu teşkil etmektedir. Halkın ilgisini çekmek için cirit
meydanında davullar ve zurnalar çalınır. Ayrıca Yurtdışı İran,
Afganistan ve Türkistan Türkleri ile Türklerle meskûn diğer Asya
yörelerinde de hâlâ canlılığını ve geleneğini sürdürmektedir.
Her
yıl Ertuğrul Gazi Törenleri dolayısıyla eylül aylarının ikinci Pazar
günleri Söğüt'te, çeşitli şenlikler vesilesiyle de Erzurum, Kars ve
Bayburt dolaylarında oynanmaktadır.
1972
yılı eylül ayında Konya Turizm Derneği'nin teşebbüsüyle Konya'da bir
Cirit Oyunları Şenliği düzenlenmiş, bu şenliğe Erzurum ve Bayburt Cirit
Takımları katılmış ve büyük başarı sağlanmıştır. Cirit Oyunu Konya'da
yeniden geleneksel olarak canlandırılmaya çalışılmaktadır.
Cirit
Oyunu'nda iki takım bulunur. Bu takımlar 70 ilâ 120 metre
genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak alanın en gerisinde 6'şar,
8'er veya 12'şer kişi olarak dizilirler. Ciritçiler bölgesel
giyimleriyle atlarına biner. Sağ ellerine atacakları ilk ciriti, diğer
ellerine de yedek ve yetecek miktarda cirit alırlar. İki tarafın
birinden bir atlı öne fırlar, karşı dizinin önüne 30-40 metre kadar
yaklaşır. Karşı tarafın oyuncularından birisinin adını seslenerek
meydana davet eder. Sağ elindeki ciriti ona doğru savurur, sonra geri
döner, atını kendi dizisine doğru mahmuzlar. Karşı tarafın davet edilen
oyuncusu hızla onu takip eder, elindeki ciriti geri dönüp kaçan karşı
taraf elemanına fırlatır. Bu kez ilk oyuncunun çıktığı sıradan diğer
bir ciritçi onu karşılar. İkinci diziden çıkan, sırasındaki yerini
almak için süratle yerine dönmeye çalışır. Bu defa rakibi onu kovalar
ve ciritini atar.
Oyun
böylece sürer. Cirit isabet ettiren ciritçi takımına bir sayı
kazandırır. Eğer ciritçi attığı çavganı rakibine değil de ata isabet
ettirmişse bir sayı kaybeder.
Ciritçi
karşı taraf oyuncusundan kendisini sakınmak için çeşitli hareketler
yapar, atın sağına soluna, karnının altına, boynuna ağar. Bazı
ciritçiler rakibi kaçıp dizisine ulaşana kadar üç-dört cirit savurarak
isabet ettirmek suretiyle sayı toplar. Bu arada başına, gözüne,
kulağına cirit isabet eden bazı oyuncuların yaralandığı olur. Bu türlü
isabetler neticesinde ölenlerin olduğu bile vakidir. Bu durumda ölen,
er meydanında ölmüş sayılır, yakınları şikâyetçi ve dâvacı olmaz.
Babaları ölen çocuklarıyla öğünürler.
Öte
yandan cirit oyununda ölüm olmaması için, daha evvelleri hurma ve meşe
ağacından 70-100 santim uzunluğunda, 2-3 cm. kutrunda yapılan ciritler,
daha sonraları kavak ağacından yapılmaya başlanmıştır. Sopaların uçları
silindir şeklinde kesilerek yuvarlatılır. Kabukları yontulur. Bu isabet
halinde bir yara açılmasını ve ölüm tehlikesini yok etmek için alınan
bir tedbirdir.
Seyredenler ciritçileri ve atları teşvik için çeşitli şekilde bağırır, onları heyecana getirirler.
Ciritçiler
arasında birbirine hasım olanlar varsa, bunların karşı tarafta yer
almamasına dikkat edilir, aynı dizi içine dahil edilirler. Gençler
büyüklerinin bu görüşüne boyun eğer. Büyükler de bu töreye uyarlar.
Eski ciritçilerden bir kurul, oyunun sonucunu ilân eder.
Cirit sona erince, cirit oyununu düzenleyenler başarılı olanlara ödüller, ziyafetler verir.
Cirit
Oyunu Alpaslan'la beraber Anadolu'ya girmiş daha sonra Avrupa'ya ve
Arabistan ülkelerine sıçramıştır. 17. yüzyılda Fransa'da, Almanya'da ve
diğer ülkelerde de Cirit Oyunu yayılmıştır.
Konya
Turizm Derneği'nin 1972 eylülünde düzenlediği Cirit Oyunları Şenliği
dikkatleri tekrar bu ulusal sportif savaş oyunumuzun üstüne çekmiş
bulunmaktadır. Bütün Yurt'da ilgi görmesi ve canlanması bu tür
oyunlarımız için bir kazanç olacaktır.
CİRİT OYUNUNDA KULLANILAN TERİMLER
Değnek; Diğnek, Deynek: Çeşitli yörelerde cirit oyununa verilen ad.
Cirit Havası: Cirit oynanırken davul ve zurna ile özel ritmlerde çalınan ezgilerin tümü ya da bir tanesi.
At Oyunu: Ciritin Tunceli ve Muş yöresindeki adı.
At Oynatma Havası: Tunceli ve Muş yörelerinde ciritten önce at oynatma için özel ritmlerde çalınan ezgi ve ritmlere verilen ad.
Rahvan: Atın iki ayakla koşar gibi aynı yanda bulunan ayaklarını aynı anda atarak yaptığı, biniciyi sarsmayan bir yürüyüş şeklidir.
Rahvan At: Biniciyi sarsmadan yürüyen at.
Tırısa Kalkmak: Atın çaprazlama ayak atarak hızlı ve sarsıntılı yürüyüşüne denir.
Dörtnal: Atın en hızlı koşuşu.
Hücum Dörtnal: Atın en hızlı koşuşunun daha ilerisinde bir süratle hedefe at sürme.
Adeta: Atın düz yürüyüşü.
Aheste: Atın ağır ağır, arka kalçalara yüklenerek yürüyüşü.
At Başı: İki atın bir hizada oluşu.
At Cambazı: Ciritte at üzerinde beceri ve hüner gösteren binici.
At Oynatmak: Ciritte hüner göstermek.
Sipahi, Sipah, İspahi:
Eskiden Yeniçeriler zamanında bir sınıf atlı askere denirdi. Fakat iyi
at binen kişilere de at oyunlarında becerisi olan oyunculara da çeşitli
yörelerde bu adlar kullanılmaktadır.
Seymen Olmak: Ulusal giysilerin yöreye ait olanlarının düğün nedeni ile Ankara dolaylarında giyilmesine denir.
Osmanlı: Atlı, suvari, anlamında kullanılmaktadır.
Menzil: Ciritte at üzerinde sıra biçiminde duranlara verilen ad.
Alan: Cirit meydanına verilen ad. Cirit oynanan yer.
Şehit: Ciritte isabet alıp ölenlere verilen ad.
Acemi: Savurduğu ciriti ata değen oyuncuya denir.
Türkiyedeki Kuş Türleri
Türkiyedeki Kuş Türleri
Türkiye'deki Kuşlar (9.8 Mb)
KÜÇÜK KARABATAK (phalacrocorax pygmeus)
Çevresi
sulak alanları tercih ederler. Ilıman iklimlerde yaşar. Tatlı ve tuzlu
ve acı sularda da yaşar. Kışı genellikle kıyısal Lagünler, deltalar ve
Ormanlardaki nehirlerde geçirirler. Çiftleşme kışlama bölgelerinde
olur. Çoğunlukla diğer türlerle karışık olarak koloniler halinde
kuluçkaya yatarlar. Mart sonu ile temmuz başında ürerler. Yuvalar,
yoğun ağaçlık ve çalılıklarda ve su yüzeyinden 1-15 m. Yükseklikte
olur. Bazen ormanlıklarda 2-2,5 m. Yükseklikte olur. Eski yuvaları
yeniden onarılarak kullanırlar .
Türkiye'
deki kuluçka popilasyonu 1500 cift olarak tahmin edilmektedir. (DHKD)
Türkiye' deki kuluçka alanları Uluabat Gölü (max 300 cilt) Ereğli
sazlıkları (max 600 cilt) Sultan sazlığı (Kayseri) (max 200 cilt) Kuş
Gölü (150 cilt), ayrıca Akşehir ve Eber Gölleri, Hotamış sazlığı
(Konya) ve çaldıran sazlığı (Van) diğer üreme alanlarıdır. Kışlama
alanları, Meriç Deltası (Edirne) (max 1450), Uluabat Gölü (max 1078),
Gediz Deltası (max 1000), B, Menderes Deltası (max 350), diğer kışlama
alanları, Marmara Gölü, Işıklı Gölü, Eğridir Gölü, Göksu Deltası
TEPELİ PELİKAN ( Pelicanus crispus)
Geniş
iç sularda, göllerda,büyük bataklıklarda ve lagünlerde bulunur.
Tatlısularda yaşamasına rağmen, azda olsa tuzlu ve acı sularda da
görülür. Genellikle yoğun balık popülasyonuna sahip sulak alanları
tercih ederler. Üreme kolonileri göllerde, deltalarda ve nehir
ağızlarında yer almaktadır.Üremeye gelenler Şubat ayında üreme
yerlerinde görülürler. Yumurtlama 10 gün sonra olur. 4 yumurta
yumurtlarlar. Kuluçka müddeti 31-32 gündür. Yavrular 11-12 haftada
tüylenirler. Üreme alanlarının sonbaharda terkederler. Temel kışlama
yerleri Akdeniz'in kıyı alanları deltaları ve Hazar Denizidir. Kışlama
bölgesi oldukça dardır.
Türkiye'deki Durumları :
Üreme
alanları, Menderes Deltası ( max 42 Çift ), Kuş gölü ( max 35 Çift ),
gediz Deltası ( max 35 Çift ), Aktaş Gölü ( Ardahan ) ( Max 50 çift ),
Kızılırmak deltası ( Max 6 Çift), Kışlama alanları Menderes Deltası (
Max 434 ), Gediz Deltası ( Max 341), Meriç Deltası ( Max 290), Uluabat
Gölü ( Max 136 ), Kuş Gölü ( Max 117 ), Göksu Deltası ( Max 56)
KÜÇÜK SAKARCA KAZI ( Anser erythropus)
İskandinavya
ve Rusya'nın kuzeyindeki tunduralarda kuluçkaya yatar. Otoburdur Göl ve
nehir kenarlarındaki sazlıklarda beslenirler- daha çok tuzlu
bataklıkları tercih ederler. Kışın genel olarak, yarıkurak bölgelerde
bulunurlar. Step alanları bulamadığı zaman diğer habitatları
kullanırlar. Türkiye' deki durumu : Kışı ağır geçen yıllarda batı
Anadolu' da Trakya' da ve doğu Anadolu' da seyrek olarak görülürler.
SİBİRYA KAZI ( Branta ruficollis )
Göç
sırasında Step alanları kullanmasına rağmen, Batı Karadeniz
kıyılarındaki beslenme habitatları, çayırlar ve tarımsal arazilerdir.
Bu tür su ihtiyacını ve gidermek ve gece konaklamak için güvenli sulak
alanlara uçabilirler. Üreme alanları çoğunlukla tunduralardır. 5-6
çiftten oluşan koloniler halinde yuvalanırlar. Yumurta adedi 3-10
arasında değişir. Kuluçka süresi 25 gündür.
Türkiye' deki Durumu :
Türkiye
bu türü göç zamanı görülebildiği5 ülkeden biridir. Kışın , çok az
sayıda Kayseri' deki sulak alanlarda görülür. Doğu Anadolu' da Erçek
gölü (Van ) da 1982 yılında bu tür iki çift üredi daha sonraki yıllarda
ürediğine dair bir bilgiye rastlanmadı.
YAZ ÖRDEĞİ (Marmorentta angustrious )
Genellikle
yoğun bitki örtüsüne sahip tatlı sığ gölleri tercih ederler. Fakat azda
olsa tuzlu/acı sulu bölgelerde bulunduğuna dair bilgiler mevcuttur
üreme için sürekli sulak alanları tercih eder ve yuvasını su üzerindeki
saz ve bitki adacıklarında yapar. Nisan' dan hazirana kadar 4-14
yumurta yumurtlarlar kuluçka süresi 25-27 gündür. Yüzücü ördekler
olmasına rağmen, iyi dalarlar bu şekilde beslenirler.Daha çok omurgasız
ve bitki karışımı ile beslenirler.
Türkiye'deki Durumu :
Türkiye
Yaz Ördeğinin dağılım gösterdiği en önemli ülkelerden biridir. Türkiye'
deki üreme popülasyonu 150-250 arasında Göksu Deltası 50 çift, Seyhan,
Ceyhan Deltası 35 Çift, Hatamış Sazlığı ( Konya ) 20 çift' dir. Diğer
kuluçka alanları Sutan sazlığı, Kulu Gölü, Ereğli sazlıkları, Bendima
Deltası ve Çelebibağ ( Van ) Sazlığıdır.
DİKKUYRUK ÖRDEK ( Oxyura Leucocephala )
Kapalı
havza hidrolosisine sahip yarı geçici veya devamlı tuzlu, acı ve tatlı
gölleri tercih ederler. Kışlama alanları olarak genellikle geniş, derin
ve az bitki örtüsüne sahip küçük alanları veya daha büyük sulak alan
sistemleri çevrilmiş alanları tercih ederler. Yuvalarını küçük yüzen
adacıklarda sık kamışlıklar ve su bitkileri arasın da yaparlar Çok
eşlidir üreme zamanı Nisan Temmuzun ilk yarısına kadar değişmektedir.
Oldukça iri yumurta sayısı 4-9 arasıdır. Kuluçka süresi 22-24
oranındadır. Larvalar omurgasızlar ve su bitkileri ile beslenirler.
Dikkuyruğun
Türkiye' deki durumu : Türkiye Dikkuyruklar için en önemli Ülkelerden
biridir. Dağılım gösterdiği Ülkeler içinde en fazla kışlama
populasyonuna sahiptir. Dikkuyrukların dünyada' ki en önemli kışlama
alanı Burdur Gölüdür. Bazı yıllar toplam nüfusu % 50 den fazlası Burdur
Gölünde kışlar. Göldeki en büyük sayı 10927 (DHKD) şimdilerde bu rakam
iyice düşmüştür. Burdur Gölünün dışında Kuş Gölünde (Max 34) Marmara
Gölü (Max 20) Karataş Gölü (Max 128) Yarışlı Gölünde (Max 82) İrfanlı
Barajı (Max 122) kışladığı görülmüştür. Üreme dönemi öncesinde Ereğli
sığlıkları (Max 508) Hotamış sazlığı (Max 354) Kulu Gölü (Max 319)
üreme dönemi sonunda Arin (Sodalı Göl) (Max 750) gözlenmiştir. Göç
esnasında Kızılırmak Deltasında (Max 1246) görülmüştür. Kuluçka
Alanları : Ereğli sazlıkları (Max 50 çift), hotamış sazlığı (Max 50
çift), Kulu gölü (Max 30 Çift), Arin (Sodalı Göl) (Max 30 çift), Sultan
sazlığı (Max 20 Çift), Uyuz gölü (Max 10 ift), Kazanlı Göl (Max 10
Çift), Kars Çalı kuyucak Gölleri (Max 12 Çift), Van Sarısu ve Nurşun
Gölleri (Max 6 Çift).
KARA AKBABA(Aegypius Monachus)
Dağlarda
yüksek yerlerdeki step kenarlarında yaşarlar. Üremek için hafif eğimli
ormanlık ve açık vadilere ayrıca çam türlerinin bulunduğu sup-alpin (
2000 metre' ye kadar ) ihtiyaç gösterir. Step bölgelerinde beslenirler.
Seyrek koloniler veya tek başına ürer. Ağaçların üzerine yumurtalarını
bırakabildiği geniş yuvalar yaparlar. İlk üreme yaşı 5-6' dır.
Yumurtlama genellikle Şubat ayının başında başlayıp Nisan sonunda
biter. Yumurtaya 50-54 gün kuluçkaya yatar. Yavrular genellikle 100-105
gün yuvada kalır.
Türkiye' deki Durumu :
Eskişehir-
Kütahya arasındaki Türkmen Baba dağı (10 çift), Kızılcahamam Soğuksu
Milli Parkı (6 çift), Bolu Kavalı Dağı (5 çift), Eskişehir Hamam
Dağında (5 çift), Denizli Akdağda (3 çift), Murat Dağında (2 çift),
Doğu Karadeniz Dağlarında ( 10 çift ) .
ŞAH KARTAL (Aquila heliaca)
Şah
Kartal temelde alçak arazilerde yaşamasına rağmen fakat daha yükseklere
itilmektedir. Orta ve Doğu Avrupa' da üreme habitatları ormanlık
dağlardan, tepelerden ve nehir boylarından yüksekliği 1000 metreye
varan arazilerden ayrıca steplerden, açık arazilerden ve tarımsal
alanlardan oluşur. Kışlamak için sulak alanları tercih eder, görülsede,
göç sırasında pek çok çeşit habitat kullanır- şah kartal yuvalarını
genellikle yaşlı ve yüksek ağaçların tepelerine kurarlar. Kuluçka
müddeti Mart veya Nisan başında tamamlanır, 2-3 yumurta yumurtlar.
Kuluçka müddeti 6 haftadır. Temel besinler tavşan, sicap, gelengi ve
fare gibi küçük memeliler oluşturur, ayrıca su yılanları,
susemenderleri, kurbağalar ve kertenkelelerle beslenir.
Türkiye'deki Durumları :
Ankara
Beynam Ormanlarında 2 çift, Meriç Deltalarında (Edirne) 1 çift, Ilgaz
Dağlarında, Yozgat çamlığında, Eskişehir Türkmen Babadağında ürediği
sanılmaktadır. Azalmaların nedenleri arasında besinini oluştarn
memelilerin yaşam ortamlarının tahribi, ormancılık faaliyetleri,
habitat tahribi, özellikle büyük ve yaşlı ağaçların kesilmesi, avcılık
ve yasa dışı ticaret sayılabilir.
KÜÇÜK KERKENEZ ( Falco naumanni )
Tüm
yıl boyunca sürü halinde yaşayan küçük Kerkenezler, eski evlerin çatı
ve duvarlarında ağaç kovuklarında ve kayalıklarda bulunur. Genellikle
açık ve kısa bitki örtüsüne sahip ılık ve sıcak bölgeleri tercih
ederler. Yuvalarını genellikle insan yerleşim yerlerinde yolanlarında
yaparlar. Büyük koloniler halinde yuvalanmalarına rağmen, türün
azalmasıyla birlikte 10 çiftte daha az koloniler görülmeye başlamıştır.
Saf koloniler halinde kuluçkaya yatmasına rağmen, küçük kargalar ve
diğer kerkenez türüyle birlikte üreme kolonileri oluşturmaktadır.
Başlıca
yiyecekleri çekirge, çalı çekirgesi, arazi çekirgesi gibi omurgasızlar
oluşturur. Türkiye' deki popülasyonu 3-5 bin olduğu sanılıyor. Tuz
Gölü, Balıkdamı ( Eskişehir ) Ereğli sazlıkları civarındaki köylerde
ürediği bilinir.
BILDIRCIN KILAVUZU (Crex Crex)
Nemli
gübrelenmemiş toprakların seyrek otlu ve düzenli olarak kesilen
çayırlar ile ekili alanları tercih eder. Ayrıca sulak alanlar ve
sazlıkların kenar bölgeleri, kuru yeşil alanlar tür için önemlidir.
Genellikle açık veya yarı açık arazilerde ürerler. Kendilerini temel
olarak uzun çimenlerle kaplı çayırlarla saklarlar. Üreme sırasındaki
dağılımı ve yoğunluğu bahar aylarındaki uygun bitki örtüsünün bulunduğu
ölü kök ve yapraklardan yaparlar . Üreme sezonundaki beslenmelerinin
büyük bir kısmını bitkilerin üzerindeki ve topraktaki omurgasızlar
oluşturur sonbahar ve kışın genel olarak tohumla beslenirler. Ülkemiz'
de yaz göçmeni ve geçit kuşu olarak gözükür. 7-9 bazen 12 yumurta
yumurtlar. Kuluçka süresi 3 haftadır. Marmara' nın Güneyi İç Ege ve
orta Anadolu' da yaz göçmeni, diğer bölgelerde geçit zamanı görülür.
Türkiye' deki üreme bölgelerinde kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç
vardır. Türkiye' de 10 çift görülmüştür. ( Bird in Europe sayfa 228 )
TOY (otis tarda)
Avrupa'nın
orta ve Güney kesimlerinden orta Asya ve Mançurya' ya kadar geniş bir
alanda yayılış gösterir. Geniş açık ve genellikle düz olan kuru tarım
alanlarını, çayırları ve bozkırlarla tercih eder. Yuvalarını ekin
tarlaları içine veya yüksek otlar arasına yaparlar. Yuva alanları dişi
tarafından seçilir.
Toy
Genellikle 2 yumurta yumurtlar kuluçka süresi 28-30 gündür. Üreme
döneminde çok hassastır. Tedirgin edildiğinde yuvayı terk eder.
Yavrular ilk ayda böceklerle beslenir, yetişkinler böcek ve bitkileri
yerler, populasyonun çoğu yerlidir. Ağır kış şartlarında uzun mesafeli
yer değiştirirler.
Türkiye' deki durumu :
Önemli
meme elamanlar, Kütahya' da Altınbaş ovası 1996 da 51, Eskişehir Aliken
platosunda 20 çift Van Gölünün Kuzeybatısında 200 Muş Bulamak ovasında
incelenmektedir.
İnce Gagalı Kervan Çulluğu (Numenius tenuirostris)
Batı
Sibirya'daki Güney Talge bölgesi ile Orman steplerinde yapılan
incelemelerde küçük ağaçlık alanlar, sığ sular, küçük çayırlar ve küçük
bitkisiz alanlar yaşama alanlarıdır. Göç ve kışlama esnasında ve
kışlama bölgelerinde ise tuzlu bataklıklar, stepler, acı lagünler ve
balık havuzları gibi oldukça geniş yayılım gösteren habitatlar
kullanırlar.
Göç
esnasında Türkiye üzerinden geçerek kışı Kuzey Afrika ve Batı Akdeniz
Ülkelerinde geçirir. Ülkemizde 1946-1990 yılları arasında 29 kayıt
tespit edilmiş 29 kayıt mevcuttur. Türkiye' deki potansiyel alanlar;
Tuz Gçlü Göksu Deltası, Seyfe Gölü, Burdur Gölü ve Çamaltı Tuzlası son
olarak Kızılırmak Deltası olarak tahmin edilmektedir.
ADA MARTISI (Larus ovdoinii)
Koloniler
halnide kayalık uçurumlarda ve kıyıdan uzak adalarda görülürler.
Yüksekliği deniz düzeyinde yakın yerlerden 1000 m' ye kadar; kayalık
alanlarda %85 çalılıklarla kaplı alanlara; tamamen düz alanlardan 90
derece dik yamaçlara kadar değişik habitatları kullanırlar. Birkaç
çiftten binlerce çifte kadar değişen kolonilerle ürerler, üreme
alanlarında orta düzeydeki bitki örtüsünü tercih ederler. Bu yavruları
sıcaktan ve yırtıcılardan korur.
Yumurtlama
dönemi Nisan'ın ikinci yarısından Mayıs başına kadar sürer. Temmuzun
ilk iki haftasında yavrular yumurtadan çıkar. Genellikle 2-3 yumurta
yumurtlar. Kuluçka süresi 4 haftadır.
Balıklar,
küçük memeliler, eklembacaklılar, kuşlar ve bitkilerle beslenir. Tüm
Akdeniz' de 15 bin çift olduğu sanılıyor. Türkiye' nin Akdeniz
kıyılarında 30-50 çift olduğu tahmin ediliyor. Mersin-Silifke arasında
30 çift kaydedilmiştir.
SARI KAMIŞÇIN (Acrocephalus paludicola)
Üreme
sezonu boyunca su seviyesi 1cm-10cm arasında olan alçak arazilerdeki
geniş sazlıklarda bulunur. Üremek için nehir vadilerindeki bataklık
çayırları tercih ettikleri bilinmektedir. Göç boyunca Sarı Kamışçın,
bataklıklardaki kısa otlara ve açık sulardaki sazlıklara ihtiyaç
gösterir.
Üreme
sistemlerinden çok eşli ve karışık üreme sistemlerinin
birleştirmişlerdir. Yavrulama periyodu 15-16 gündür. Üreme başarısı
oldukça yüksektir. %83. üreme kayıplarına küçük memeliler sebep olur.
Türkiye' de nadiren Marmara Bölgesi, Batı Akdeniz ve Kuzeydoğu Anadolu'
da yaz göçmenidir.
Ülkemizde Nesli tehlikede olan Kuş türleri
Kelaynak (Geronticus eremita)
Türkiye'
de sadece Urfa' nın Birecik ilçesinde koloni halinde yaşamaktadır. Fas'
ta yaşamaktadır. Ülkemizde nesli tükenmekte olan yaban hayvanlarının
başında Kelaynak kuşları gelmektedir. Bu nedenle ülkemiz faunası için
özel bir yeri olan ve kamuoyunca yakından takip edilen Kelaynakların
Koruması ve üretilmesi çabaları önem kazanmıştır.
1958-60
yıllarında Kelaynak populasyonuna en büyük darbe vurulmuştur. Suriye ve
Irak' tan yaklaşan çöl çekirgelerine karşı tüm Güneydoğu Anadolu' da
uçakla ilaçlamada (DDT) kullanılmıştır. Bir zamanlar büyük topluluk
oluşturulmuş, hep birlikte uçup gök yüzüne havalandıklarında "Güneşi
örtecek kadar kalabalık" olduklarını hatırlatan insanların bu gün bile
mevcut olduğunu söylüyorlar. Bazı yabancı kuş gözlemciler 20.YY
başlarında bu civarda binden fazla kelaynak yuvası olduğunu
kaydetmişlerdir. Bu durumda Kelaynakların o zamanki nüfusunun beşbini
aştığı söyleniyor.
Kullanılan
(DDT) ile ilaçlama neticesinde 700 çiftten fazla Kelaynak ölmüştür.
Yıldan yıla sayıları gittikçe azalmıştır. Bunun üzerine 1967 den
itibaren 3167 sayılı Karaavcılığı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak
Merkez Av Komisyonu kararı ile Kelaynaklar bütün yıl koruma türler
arasına alınmıştır. Ancak koruma altına alınanlarıda azalmalarını
önleyememiştir. Şehir içindeki Koloninin yuvalandıkları kayalıkların ön
tarafında 3-4 katlı yapıların çoğalması sonucu kolonideki bireyler bu
olaydan etkilenmişlerdir.
1978
yılında Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Gn. Müdürlüğünce şehrin 1 km.
kuzeyinde seçilen bir yerde kelaynakların voli yerde üretilerek
doğadaki populasyonun takviye edilmesi amacıyla, Kelaynak üretme
istasyonu kurulmuştur.
Üretme
istasyonunda üretilen kelaynaklar markalanarak doğaya salınmış salınan
kelaynaklardan bir kısmı göçten dönenlerle eşleşip yavru çıkarmışsa' da
en önemli sorun bir kısmının göç etmeyerek Birecik' te kalmaları
olmuştur. Bu durum göç etme gibi kuşların olağan davranışlarını
göstermemesine hemde kış şartlarında Birecik' te kalan bireylerin
zayiatlarına yolaçmıştır.
Birecik
Halkı kelaynakların baharın müjdecisi kutsal hayvanlar olarak
değerlenmekte ve kelaynakların gelişi nedeniyle festivaller
düzenlenmekteydi, ancak bütün çabalar kelaynakların azalmasının ve her
yıl göç edenlerden daha az sayıda kuşun Birecik' te dönmesinin önüne
geçememiş ve ne yazıkki 1991 yılında Yurdumuza bir kelaynak
gelmemiştir.
Bu
kuşlar koloniler halinde kaya teraslarına yuvalanan bu kuşlar
genellikle 2-4 yumurta yumurtlarlar kuluçka süresi 27-28 gündür.
Kelaynaklar çekirge, kın kavatlı böcekler yılan, kertenkele, danaburunları vb. ile beslenirler.
SAZ HORUZU (Parphyro porphyro)
Bazı
yerlerde Sultan Tavuğu ve Gök Saz Horozu adlarıyla da anılan saz horozu
ülkemizde sadece Göksu Deltası (Silifke) de bulunurken, Kızılırmak
Deltasında da görülmeye başlandı.
Bu
kuş ülkemizde yerlidir. Göç etmez, her ne kadar Kızılırmak Deltasına
Hazar Denizinin güneyinden geldiği söylense de ,kanaatimize göre
Kızılırmak Deltasında üredi ve mevcudu çoğalınca görülmeye başlandı.
Bu kuş ülkemizde nesli tehlikededir. Göksu Deltasında 300 çift, Kızılırmak Deltasında 20 çift görüldüğü tespit edildi..
Saz
Horozu sık sazlı kamışlı göllerde , bataklıklarda, sazlarla kaplı geniş
kanallarda ve göletlerde yaşar ve buralarda yuvalanır. Yuvayı erkekle
beraber yaparlar. Dişi 3-5 yumurta yumurtlar, kuluçkaya nöbetleşerek
yatarlar. Kuluçka müddeti 28 gündür. Yumurtadan çıkan yavruları ebeveyn
büyütür. Yavrular 35-45 gün sonra uçarlar.
Çeşitli su bitkilerinin körpe kısımları tohumlar, su böcekleri, larvalar, kurbağalar vb. beslenirler.
Kelaynak Kuşları
Eski
el yazma belgelerden, Kelaynakların Avrupa'da 1504 yılından itibaren
yaşadıkları tesbit edilmiştir. Orta Avrupa'da Alpler yöresinde
yaşamakta olan bu kuş, ilk defa 1555 yılında yayınlanan Historia
Animalium adlı eserde Corvus Sylvaticus adı altında C. Gessner
tarafından tarif edilmiş ve yaşam biçimleri hakkında bazı bilgiler
verilmiştir. Daha sonraları, Avrupa'dan kaybolan bu kuşların Ortadoğu
ülkelerine ve Afrika'ya göç ederek halen buralarda yaşadıkları tesbit
edilmiştir.
Şubat
ayı ortalarında, Birecik'e gelen kelaynak kuşlarının kayalıklara
yerleşmeleri Mart ayı ortalarını bulmaktadır. Üremelerinin ardından
yavrularını burada büyüttükten sonra Temmuz ayı ortalarında Birecik'ten
tekrar yavruları ile birlikte ayrılmaktadırlar. Bu hayvanların
Birecik'e üreme için gelmelerinin nedeni, buradaki kayalarda bulunan
kalsit maddesinin kelaynak kuşlarındaki üreme gücünü arttırdığı
şeklinde yorumlanmaktadır. Tek eşli olan kelaynak kuşları, her sene
aynı eşle yuva yapar ve çiftleşirler. Yuva yapma gücünü gösterenler
ergin olanlardır. Erginlik çağını doldurmaları için 5 yaşına ulaşmaları
gerekmektedir. Ortalama ömürleri 25-30 yıldır.
1950'lerin
başında Birecik'te 1000'den fazla olan kelaynak kuşlarının sayısında
1954 yılından itibaren önemli ölçüde azalma görülmüştür. Azalma
nedenleri olarak, zirai ilaçların fazla kullanılması ile böcekçil olan
bu kuşların doğal beslenme dengesinin bozulması, uzun süren göç
esnasında gerek avcılar tarafından vurulmaları gerekse soğuk hava
şartlarından etkilenmeleri gösterilmektedir. Göç eden kelaynak kuşları
Lübnan-İsrail yolu ile Nil Vadisi veya Kızıldeniz Sahili'ne gitmekte
olup sözü geçen yerlerde izlenememektedirler.
Gidenlerin
dönmemesinden kaynaklanan bu azalmayı ve nesillerinin tükenmesini
önlemek için Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki Orman
Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında Birecik'te Kelaynak Üretme
İstasyonu kurulmuştur. Bu istasyonda önce iki ergin ve dokuz adet yavru
kelaynak kuşu ağ ile tutularak kafese konulmuş ve 1977 yılında üretime
başlanmıştır. Korunmaya alınan kuşlar siyah yağsız et, rendelenmiş
havuç, haşlanmış yumurta ve yem karması ile beslenmektedirler.
Şubat
1996 tarihinde üretme istasyonunda bulunan 52 adet kelaynak kuşu üreme
için serbest bırakılmıştır. Üreme mevsimi sonunda 23 yavru ile toplam
sayı 75'e ulaşmıştır. Bunlardan 4'ü İstanbul Bayramoğlu Hayvanat
Bahçesi'ne, 5'i Atatürk Orman Çiftliği'ne verilmiş, 13'ü göç etmiş,
45'i ise halen istasyonda bulunmaktadır.
Yöresel
olarak "Keçelaynaklar" olarak adlandırılan Kelaynak kuşları
Bireciklilerce kutsal sayılmaktadır. Kelaynak kuşlarının Şubat
ortalarında Birecik'e gelişleri Birecik halkı tarafından İlkbaharın
geldiğinin bir işareti olarak yorumlanmaktadır. Kelaynak kuşları için
son yıllarda Birecik'te "Kelaynak Festivali" düzenlenmektedir.