Dadaloğlu
Dadaloğlunun doğum
ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan
1785-1868 olarak belirlenmiştir.
Yani Dadaloğlu’nun
18.yy’ın son çeyreğinde doğup 19.yy’ın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Güney
illerinde dolaşan Türkmen topluluklarının Avşar boyundandır.
Yaşamı hakkında
yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla
değil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır.
Kalktı göç eyledi
Avşar illeri
Ağır ağır giden
eller bizimdir
Arap atlar yakın
eder ırağı
Yüce dağdan aşan
yollar bizimdir
Belimizde kılıcımız
Kirmani
Taşı deler mızrağımın
temreni
Hakkımızda devlet
etmiş fermanı
Ferman padişahın
dağlar bizimdir
Dadaloğlu yarın
kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar
vurulur
Nice Koçyiğitler
yere serilir
Ölen ölür kalan
sağlar bizimdir
Avşar içinde
ben güzel gördüm
Kozar arasından
çeker göçünü
Kınalamış ayağını
başını
Sırma ile örmüş
sümbül saçını
Her sabah her
sabah kendini över
Altın saç bağları
topuğu döver
Sâde kaşı ile
gözleri değer
Acem ülkesinin
tâc-ı tahtını
Dadaloğlu al
yanağın gülünden
Misk kokuyor
saçlarının telinden
İnce belli nazlı
yarin dilinden
Birkaç sene bekleyelim
Hacın’ı
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Bedri Rahmi
Eyüboğlu (1913-1975)
Türk, ressam
ve şair. Geleneksel süsleme ve halk el sanatlarından seçtiği motifleri yapıtlarında
başarılı bir bireşim içinde kullanılmıştır.
Görele'de doğdu.
21 Eyül 1975'te İstanbul'da öldü. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon
Lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi'nin
öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi.
Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu. 1930'da eğitimini bitirmeden,
ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti. Orada André Lhote'un
yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu
ile de burada tanıştı.
Yurda döndükten
sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel
sergisini de aynı yıl Bükreş'te açtı. 1934'te katıldığı Akademi'nin diploma
yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan
diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu
yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1936'daki diploma
yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. Aynı yıl Moskova'da düzenlenen
Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı. 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin
Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular. Bedri Rahmi birçok ressamın
katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye,
1941'de de Çorum'a gitti. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri,
faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir.
1940'lardan sonra
duvar resimlerine yöneldi. İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki
Lido Yüzme Havuzu için yaptı. 1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri
açtı. 1950'de Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan
bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan
Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri
"güzel"in aynı zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in
gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan
sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi.
Mozaik çalışmalarına
1950'de başladı. 1958'de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²'lik bir
mozaik pano gerçekleştirdi ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı
kazandı. Bundan bir yıl sonra Paris'teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel'de
bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano hazırladı. 1960 ve 1961'de iki kez ABD'ye
gitti. Orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları
yaptı.1969'da Sao Paulo Bienali'nde (iki yıllık sergi) onur madalyası kazandı.
Ayrıca 1940'ta Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te
aynı serginin 4.sünde ikincilik ve 1972'de de 33. sergide birincilik ödülünü
aldı. Ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi" adıyla bir sergisi
düzenlendi. Aynı yıl İstanbul'da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına
düzenlenen bir sergiyle anıldı. 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden"
adlı bir toplu sergisi açıldı.
Bedri Rahmi Akademi'deki
ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris'te André Lhote'un akademisinde
edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş,
Dufy ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur. Paris'ten döndükten sonra Anadolu
ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerle İstanbul görünümlerinde Dufy'nin renk
ve çizgi anlayışının etkileri görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi
halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. Halk sanatından
yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır. Minyatürlerden de esinlenmiştir.
Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve
çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin
ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. Ancak, yalnızca
motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir.
Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok
ürün vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne
baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.
İki yıl kadar
süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler
ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına
dönmüştür. Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve
kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin
ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu
çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü
izlenir.
Bedri Rahmi 1927'de
başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde
sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve
yararlı olmuştur.
Bedri Rahmi 1928'de
daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933'ten sonra
Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir.
1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının
masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır.
Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak
halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri,
resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı
gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı
konularındaki görüşlerini sergilemiştir.
YAPITLAR (başlıca):
Resim: Paris, 1930; Mustafa Eyüboğlu, 1933; Yazılı Natürmort, 1936; Salı
Pazarı, 1938; Eren, 1940; Nallanan Öküz, 1947; Düşünen Adam, 1953; Köylü Kadın
(Tren-Yataklı Vagon), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Karadut Satıcısı, 1954;
Çömelmiş Köylü, 1972; Ankara'nın Kavakları, 1973; Mor Takkeli Hacı, 1974; Son
Kahve, 1975; Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi; Çıplak; Ev İçi, İstanbul
Resim ve Heykel Müzesi; Han, 1975; son resmi. Duvar Resmi: Lido Yüzme
Havuzu'nda duvar resmi; 1943, Ortaköy/İstanbul; Hilton Oteli'nde duvar resmi;
Divan Oteli'nde duvar resmi. Mozaik Pano: Uluslararası Brüksel Sergisi
için mozaik pano, 1958; Nato yapısında mozaik pano, 1959, Brüksel; İşçi Sigortaları
Hastanesi'nde seramik pano, 1959, Samatya/İstanbul; Etibank yapısında seramik
pano, Ankara; Marmara Oteli'nde mozaik pano, Ankara; Vakko Fabrikası'nda mozaik
pano, Topkapı/İstanbul. Duvar Kabartması: Manifaturacılar Çarşısı'nda
duvar kabartması, Unkapanı/İstanbul; Aksu İşhan'ında duvar kabartması, Karaköy/İstanbul.
Şiir: Yaradana Mektuplar, 1941; Karadut, 1948; Tuz, 1952; Üçü Birden, 1953;
Dördü Birden, 1956; Karadut 69, 1969; Dol Karabakır Dol, 1974, tüm şiirleri;
Yaşadım, (ö.s.), 1977. Gezi ve Deneme: Cânım Anadolu, 1953; Tezek, 1975;
Delifişek, 1975; Resme Başlarken, (ö.s.), 1977. Monografi: Nazmi Ziya,
1937. Resim Albümü: Binbir Bedros, (ö.s.), 1977, Karadut, (ö.s.), 1979;
Babatomiler, (ö.s.), 1979.